CAPPADOX ya da Wonderland

CAPPADOX ya da Wonderland




Pek çoğumuzun aklında gerçek miydi sorusunu uyandıran (bununla ilgili çok güzel bi yazı var hatta "Cappadox'un Ardından" diye), aklımızın kaldığı, hep birlikte eğlendiğimiz, rahatladığımız festival. Gün gün özetlemek istedim ki bir kere daha gerçek olup olmadığını test etmek istedim. Bir de işin aslı farklı konseptlerde farklı yerlerde pek çok festivale gittik hepimiz tabi ki; ama bu hem bizim hep birlikte Ankara dışında yaptığımız (ve bölüm gezisi tadında olmayan (çoğumuz arkeoloji bölümündendik) ama başka işlerden bölümlerden ve hatta İzmir'den katılan arkadaşlarla epey neşeli bir güruh olduk) yegane etkinliklerimizdendi.Planlarını çok önceden yapmış, heyecanla bekleyip gün gün planlamıştık. Tabi kalabalık olduğumuzdan arada ayrılıp farklı planlar yapıp dolaştığımızda oldu.

Ben ocakta mezun olduğumdan yüksek lisans işleri vs. dışında pek işim yoktu ama çoğunlukla finaller bitimi yada sınav öncesi kaçıp gelenlerden oluşan bir grup olduğumuzdan herkes başından sonuna iyi stres attı sanırım, herhalde en somut örneği bu olacak neden efsane bir festival olduğuyla ilgili. Diğerleri baya hayal gibi kaldı aklımızda çünkü. 19 Mayıs ta orada olacak şekilde yola çıktık, Ankara, İzmir, İstanbul dan. Herkesin ağzından konuşamayacağımdan bundan sonra ağırlıklı olarak ben" diyeceğim elbette ki arkadaşlarımdan da bahsederek. Ben sabah 9.30 gibi hostele - Dorm Cave by Travellers şiddetle tavsiye ederiz- vardım, eşyaları bırakıp, check in den sonra festival shuttle ı ile Uçhisar a gidip kaleyi ve çevreyi, festival pazar yerini dolaştım. Sık sıkta uğradık pazar alanına zaten festival detaylarıyla ilgili bilgi almak için. Oradan yine etkinlik servisiyle Kızılçukur da ki Gelin Bahçemizi Ekelim sergisinin- etkinliklerinin olduğu noktaya gidip vaktimi orada geçirdim( bu sırada gruptan bir kısım bisiklet turu yapmış Zemi vadisinde).Sonrasında Ürgüp'e geçtim dolmuşla;yolda meşhur Üç Güzeller in oradan geçiyorsunuz, geçerken durun bir bakın; Ürgüp e giderken orada yaşayanlarla sohbet ettik dolmuşta, biri de indikten sonra gezdirdi beni Ürgüp'te (en çok Göreme ve Uçhisar'ı sevdim ben merkez olarak bu arada), Temenni tepesinden Ürgüp'e bakıp, hemen yanındaki kaya oyuklarını dolaştıktan sonra, Turasan şarapçılığa yürüdüm, bir kaç şarap tadımı yapıp bir beyaz bir kırmızı (Turasan Emir ve Cabernet Sauvignon, ikisi de gümüş ödüllü ama yanınızda yeterince para varsa kesinlikle Seneler de alın, en sevdiğim şaraplarıdır Turasan'ın) şarap alıp Göreme'ye döndüm bizimkilerle buluşmak için, onlarda çoktan şaraba oturmuşlardı :) o akşam bir çoğumuz konser bileti almadığından şaraplarımızı alıp Aydınkırağı tepesine çıktık. Hep akşam gezmesi oldu hem de tepeye varınca o kadar yürüdüğümüze,çıktığımıza değdi dedik.
Aydınkırağı tepesinden Göreme



20 Mayıs sabahı 5 civarı uyanıp etkinlik araçlarıyla Kızılvadi de ki sessizlik yürüyüşüne katılıp sonrasında da Adam Hurst (kendi yaptığı çello ile) konseri eşliğinde havalanan balonları izledik, ki bence festival boyunca katıldığım en zevkli etkinliklerden biriydi, hem balonlar, hem vadi,hem konser çok güzeldi (giderken sıkı giyinmek lazımmış ama sabah ayazı, yerler de nemli olduğundan bir şey sermeden oturulmuyor, ha bide yiyecek alın gidin sabah 5 te olsa bir şey yemem lazım derseniz poğaçaya 5 tl gereksiz olmuş çünkü,vadilerde haliyle yiyecek içecek ihtiyacını karşılayacak yerler yok girişleri dışında genelde). Biz etkinlikten sonra Güvercinlik vadisinde yürüyüş yapıp Uçhisar'a vardık (bence en keyifli yürüyüşlerden biriydi, diğeri de Güllüdere vadisi idi benim için). Uçhisar a kadar gelince artık sokakta bulduğumuz yerde manzaraya karşı dinlene dinlene pazar yerine doğru gidip Göreme'ye döndük, hostelde kahvaltımızı etmek için (çünkü henüz sabahın 10uydu hostele vardığımızda). Sonrasında bir kısmımız şekerleme uykusuna çekildi, kimisi bir yerlere yürüyüşe gitti, bende önce Çavuşin'e ve Güllüdere vadisine sonra da Paşabağlarında ki peri bacalarını görmeye gittim. Güllüdere vadisi git git bitmiyor Kızılvadi'ye, Meskendir'e de bağlanıyor, dolaşması da biraz zor ama çok keyifliydi. Üstelik Çavuşin'de de kendime bir yol arkadaşı buldum ve vadiyi birlikte dolaştık (Kapadokya'nın keyifli yanlarından biri de isterseniz hep bir gezgine denk gelme ihtimaliniz tabi festival zamanı daha yoğun). Çavuşin Kilisesini de gezdikten sonra (müzeleri, kiliseleri gezecekseniz müzekart almanızı tavsiye ederim daha uyguna geliyor) Paşabağlarındaki peri bacalarını dolaştım, içlerine girip dolaşması rahat epey; Göreme de bir tanesinin içini tırmandık sırf merakımızdan, öyle uğraşmak istemezseniz herkesin girebildiği kaya oyuklarını ve Paşabağlarındaki peri bacalarını tavsiye ederim. Akşama hep beraber Eric Truffaz Quartet, İlhan Erşahin ve Oceans konserine gittik, konser bitmedi ama gece 3- 4 gibi biz bittik ve hostele döndük. Konserlerin hepsi muhteşemdi, dans ede ede döktük bütün kurtlarımızı, yalnız alkolle giremiyorsunuz, içeride yeterince var ama zaten. Eric Truffaz Quartet a da ayriyeten aşık olup döndük bu arada.
Perili Ozanlar Vadisi


21 Mayıs'ta sabah Göreme Açık Hava müzesini dolaştım (gidin bence mutlaka,Tokalı ve Karanlık kilise zaten kalp <3).21 Mayıs tan pek bahsetmeyeceğim çünkü aksiliklerle dolu bir gün geçirdik, sonunda olayı Organic Cave Restaurant'ta lezzetli bir testi kebabı yiyip sonrasında da Uçhisar'da yine muhteşem vadi manzaralı bir yerde içkimizi içerek, yoga ve yürüyüş yaparak bağladık.Festivalin son günü olduğundan akşama kapanış partisi vardı öncesinde biraz hostelde dinlenip yine sabah dörtlere kadar partide zaman geçirdik hiç yerimizde durmadan <3 Eric Truffaz, İlhan Erşahin, Esmerine, Hüsnü Şenlendirici, adını öğrenmeye çalıştığımız ikinci sahnede ki iki dj ve bir kaç müzisyenle daha kapanış partisi müthiş keyifli geçti.2 günde de Perili Ozanlar Vadisinde gerçekleşen konserler, vadinin atmosferi, hazırlanan görsel şovlar ve efektlerle daha da bir wonderland algısı yarattı üzerimizde.
Avanos'ta çömlekçileri ve Kızılırmak'ın çevresini gezip görmek lazım


Ertesi sabah, pilimiz bitmiş şekilde uyanıp son kahvaltılarımızı ettik, herkes bineceği araç saatine göre plan yaptı ben Avanos'a gittim, sonrasında kalanlarla birlikte Göreme de yedik içtik (Göreme Restaurant, Kafedokya da bu yemek ve kahve duraklarımızdan, kahvelerde, çorbalar ve gözlemelerde çok iyiydi bence). Biz otobüslerle gidip döndük ama pek çok havaalanı transfer şirketiyle rahatlıkla havaalanına da ulaşıp uçakla gidip gelebilirsiniz, şehir içi ulaşım da dolmuş saatleri seyrek ve erken bittiği için biraz sıkıntılı, bir de festival yokken gece pek yapacak bir şey yok mekan bazında, Ürgüp o konuda biraz daha seçenekli.



Sonuç olarak biz tadı damağımızda, görüntüleri zihnimizde, kalbimizde Kapadokya'da kalmış olarak geri döndük evlerimize. Seneye yeniden görüşmek ümidiyle.

Yorumlar

En Çok Okunanlar